sınavlarımın bitmesiyle beraber yarın ohh be nidalarıyla yolculuğa çıkıyorum. 3 senedir göremediğim insanları göreceğim bu tatilimde. çok heycanlıyım.. şimdilik hoşçakal:))))))))))))
bu da size veda şarkım... http://www.youtube.com/watch?v=Ab_IE_eXyTQ
p.s. bağlantı eklemeyi bilmiyorum:/
15 Ocak 2010 Cuma
13 Ocak 2010 Çarşamba

bugün markette kavisli bisküvi arayan bir amca gördüm. ısrarla kavisli aradı ve bulamadığı için de kızdı biraz. bana da sordu torunu öyle tarif etmiş çünki çok özür dilerim yardımcı olamadım size ancak şimdi aklıma geldi aradığınız şey finger olmasın?? boşuna piknik alıp gittiniz yazık...hayır ben burçakda da ısrar etmiştim ama.
not

ünlü blogger gay kedi'nin sevgilisi nakhar'ın hayat hikayesini yazdığı bir kısımda annesinin ona söylediği bir beyaz yalan çok hoşuma gitti ve buraya not düşmek istedim.
SENİ ÇAYDAN SÜZGEÇLE TUTTUM
kesinlikle seni leylekler getirdi, sokaktan/camiden vs. bulduk seni, gibi söylemlerden daha yaratıcı..
p.s. en kısa zamanda uygun bir deneği(ki bu 3-4 yaşlarında dediğim şeyin mantığını kavrayamayacak kolay kanabilen çocuk oluyor) sen balıkçı ağına takılmışsın onlar yakalamışlar seni biz de oradan aldık diyerek teste tabi tutucam. bakalım tepkisi ne olacak?? şimdi çocukları kandırmak da zorlaştı her bişeyi pek de biliyorlar...
11 Ocak 2010 Pazartesi
takdire şayan
başka hiçbir şeyde olmadığı kadar istikrar gösterdiği yemek yeme konusuyla bağlantılı olaraktan sabahın bu saatinde mısır patlatıp yiyen şahsımı sizler bulmasanız da ben tam bir başarı örneği olarak görüyorum. evet aynen böyle böyle... itirazı olan iki adım beri dursun zira son zamanlarda gittikçe büyümüş olan 'göbek' çıkıntım aksine izin vermeyecektir. hani bana alkışlar güldür güldür??
süt için süt için sağlık için süt için..

küçükken ineğin çişi olduğunu düşündüğü için sütten tiksinen ve ağzına koymayan hala daha da alışkanlık olsa gerek sütten aynı derecede nefret eden arkadaşım, hayal gücünden dolayı seni tebrik ediyorum. artık büyüdün niye hala daha şu nimetten faydalanmıyorsun??
ben küçükken her gün tam 1(bir) litre süt içerdim. sütçü amca(mustafa amca) her öğle bize 1(bir) litre süt getirirdi ve ben bunun yarısını akşam yarısını da ertesi sabah olmak üzere tüketerek ortaokula kadar aynı besi düzeninde devam ettim. haftanın bir günü ise -ki genellikle cuma ya da haftasonuna rastlayan bir gün olurdu bu- mustafa amcamız bize 3 ila 5 litre arası artık ne kadar getirirse süt getirirdi ve sevgili babam yoğurt yapardı. babam kadar iyi yoğurt yapanını da görmedim şimdiye değin. gerçekten en güzelinden ev yoğurdu tükettim ortaokul yıllarıma kadar. sonrasında artık vakitsizlikten mi yoksa ilçemize açılan ilk marketin reyonlarında bulunan hazır yoğurdu almanın daha kolay olmasında mıdır bilinmez yoğurt imalatına son verdik. ve böylelikle güzelim ev yoğurduna da elveda dedik. gerçekten güzel, kararında ekşiliği olan ve hazır yoğurtlar gibi katı olmayan(cıvık olur kendisi) ev yoğurduna hasretim senelerdir. ortaokul yıllarımda bir kez yoğurt yapmayı denemişliğim de var ancak bir daha kalkışmayı düşünmüyorum buna. zira kıvamında yoğurt yapmak kolay değil. babamın kendine göre oturttuğu bir sistemi vardı ve mayalama işleminde zamanlamayı harika yapardı. bir de malzemeyi bulmanın zorluğu var. ailede bir tek ben koyun yoğurdunu sevmem ancak bizim yaptığımız yoğurt sadece inek sütünden değil içerisine az biraz da koyun sütü katılarak yapılırdı anımsadığım kadarıyla(tabi bu oranı belirlemek de sütçü mustafa amcanın göreviydi) bir de maya gerek yoğurt için ki ben denediğimde hazır yoğurt kullanmıştım iğrenç oluyor aman yapmayın. sanırım mayalarının formülü çalınmasın diye bazı sebze meyvelerde olduğu gibi tohumluk olarak kullanılmasın diye belli işlemlerden geçirme ve ismini tam hatırlamıyorum ama meyveyi kısırlaştırma diye tanımlayabileceğim bir işlem uygulanıyor olabilir hazır yoğurtlarda. bu yüzden de tutmuyor olabilir. tutsa da zaten hazır yoğurtlar ekşi olmuyor bildiğin şekerli oluyor:(
neredeeen nereyeee... konu aklıma sadece bir şarkıdan geldi. 'bevete pui latte' yani drink more milk türkçesi ise daha çok süt için. izlediğim ve daha sonraki günlerde anlatacağım filmde geçen şarkı bana küçükken söylediğim bir zamanların ünlü reklam jingle nı hatırlattı. süt içiiiin süt içiiiin sağlık için süt içiiiin:D
p.s. süt bıyığı diye bişey vardı, hatırlayanlara ya da yapanlara selam olsun...
10 Ocak 2010 Pazar
Arkadaşım sen alnından öpülecek kişisin...
hayır hep merak ettim bir tek ben miyim şu damacana kapaklarını açmakta zorlanan diye. eve su geldiğinde ki bitince geldiğinden su geldiği gibi saldırıya uğruyor şahsım tarafından. hemen bi açma girişiminde bulunuyorum içindeki hayati sıvıya ulaşmak için. ancak o plastik kapak şeysi bi kayıyor ki elimden sorma gitsin. asıla asıla bi hal oluyorum, elimden kayıp kaçtıkça o mavi zımbırtı daha bi deli oluyorum. halbuki çözümü bu kadar basitmiş işte. kim akıl ettiyse gerçekten kendisini gönülden tebrik ediyorum. bu kadar basit sadece bir parmak takmalık delik yapmak o nesnenin ucuna. geçen eve geldiğinde iki saniyede tık diye açtığımda damacanayı yaşadığım mutluluğu kelimelerle ifade edemiyorum. bir de şey var o damacanayı taşımak için çekçekli bavul mekanizması gibi bir şey yapsanız şu damacanalara, hıı?? çok mu şey istiyorum?? yalnız yaşayan bir baaağyan olaraktan 3 senedir uyguladığım yöntem damacanayı silindirikliğinden yararlanarak yuvarlamak. ancak dediğim gibi olsa daha bi kolay olur tahminim. neyse çok şımarmadan ve de lafı uzatmadan size teşekkürü bir borç bilip, biloğumda yer verip, saygılarımı sunuyorum. bu işin mucidi karşıma bizzat gelirse alnından öpeceğimi de taahhüt ediyorum. öptüm canlar...mucks
4 Ocak 2010 Pazartesi
evet büyük hissediyorum.. büyük sürprizlerle dolu bir yıl olacak benim için hissediyorum
gece değil de aslında saatin sabahın 7 si olması... dışarısının hala kapkaranlık olmasından ötürü benim gece sanmam... iki gecede bir uyuyamama gibi garip bir zamanlamayla nükseden bir hastalığa tutulma ihtimalim... gerizekalı blog ayarlarıyla oynandığı için kimi zaman doğru kimi zaman yanlış en azından bir saat ibaresine sahipken şimdi hiç bir şey yazmaması... başıma gelen birbirinden ilginç olaylar silsilesine her gün bir başkasının eklenmesi... 2010 un ilk gününde salondaki penceremin tek kanadının elimde kalması... 1 ocakta üstelik de akşamın 6 sında pimapencilerin açık olmayacağı gerçeği... başıma gelen olayların hep garip bir zamanlamaya sahip olması... geçen hafta da pazar günü üstelik de akşam 9 gibi bir vakitte kapıda kalmam... bir önceki sene gele(meye)n çilingirin arabasının el freninin kırılması!!! üzerine gelen başka bir nöbetçi çilingirin(tahmin edildiği üzre gece saat 10 civarıydı yine) şansızlığımla dalga geçip kapının hem dışına hem içine numarasının yazılı olduğu yapışkanlı zımbırtıdan koyması... ve dönüp sizde bu şans varken içeride de kalmayı başarırsınız, üzülmeyin her 10 kişiden 2si içeride kalır diye uydurma bir istatistik de ekleyerek önce morali bozup sonra tamirine kalkışması... peşimde son zamanlarda bir zenci olduğu gerçeği!!! 2009 senesinde iki lezbiyen askıntılıktan kılpayı kurtulmam felaketi/şansı(?)... sayayım daha ya iyiki bittin 2009 ohh be tamam seneye kötü bir giriş yaptım şu öküz gibi ağır pencere kanadıyla ama bu sene daha bir güzel! geçecek hissediyorum.. en azından ayağıma düşmedi o kanat, çok şanslıyım=) normalde de bu kadar iyimser değilim hatta basbaya kötümser bir insanım ama artık iyimser bir insan olmaya karar verdim ben.. haydi iyi geceler ben yattım...
Önce Videoyu İzleyiniz Lütfen( biraz takılma var)
sizler için hiç bir fedakarlıktan kaçınmadım ve gecenin bu saatinde bu videoyu hazırladım. bunu hazırlamak için aşk-ı memnunun 55. bölümünün 8,9 ve 10. kısımlarını bile indirdim. tekrar tekrar izledim ve uygun kısımları alıp montajladım. bu benim ilk movie maker deneyimim olduğu için bir de sıkıntıdan öldüğüm için aynı şeyi izlemekten baya bi amatörce bir çalışma olmuş olabilir.. önemli olan vermek istenen ders tabi o yüzden bu kısmın üzerinde durmuyoruz.
DERS 1: siz erkekler ne kadar yakışıklı olursanız olun şu saçınızı uzatıyorsanız toplamayın. benim de saçım baya uzun ama yatarken bile toplamıyorum, iki günde bir yıkıyorum hatta bu süreç iki gün değil de iki kerelik dışarı çıkmakla tanımlanabilir benim için. saçım yağlı olursa asla dışarı çıkmıyorum, hem kendime hem de başkalarına olan saygımdan ötürü. biz uzun saçlı kızlar bu kadar dikkat edip türlü fedakarlıklarda bulunurken(sabahın köründe kalkıp saç yıkamak, yatılılık zamanlarında kettleda su ısıtıp saç yıkamak gibi..) sizler de madem bu saçlarınızı uzatıyorsunuz aynı özeni gösterin. uzun saçlı erkek çirkin değil, yakışanı var ama bakımsız pis yağlı saçlara sahip erkek çok çirkin oluyo. o saçlarınızı yolasım geliyor tek tek ama tiksintimden ondan bile vazgeçiyorum. hayır toplayınca belli olmuyor mu sanıyorsunuz?? her saçın belli bir yağlılık katsayısı var yapmayın etmeyin. salıkken yağlı olan saç toplayınca da toplu ve yağlı bir saç oluyor bi tek oraya buraya savrulmaları engellendiğinden bir miktar durumu kötünün iyisi bir hale getiriyor. ama O KADAR!! üstelik bir de saç toplarken ki erkek ifadesi... aman tanrım! bana ilkokulda saçımızı toplarken eteği uçuşmasın diye iki bacağı arasına eteğini sıkıştırma hareketini anımsatıyor ve gülesim geliyor her defasında. biz yaparken de yeterince komikti ama siz erkekler yapınca hele bir de cüsseli olanları.. İDDİA EDİYORUM: uzun saç toplanmak için değildir. uzun saç salınsın havalı olsun diye uzatılır. uzun saça bir model yapma hakkı ise ancak ve ancak kadın kısmına ve Legolas a aittir. siz bu işlerle uğraşmayın sayın erkek milleti. hayır en olmadı al bi rejoice yıka ve çık .. olmaz mı??
DERS 2: bir erkeğin yüzüne saçıyla ilgili herhangi bir şey söleme! özellikle uzun saçlı olanlarına. benim gibi yap yaz ya da dedikodusunu yap kızlarla felen. ama deme sonra bi gaz gidip bişeyler yapar saçına. o da değil zaten lafı fazla uzatmıcam behlül yeterince işe hakim, videoda açıkça gözüktüğü üzere işin felsefesini kapmış. o değil de senaryoyu nihat doğan yazmış sanki.. neyse aman diyelim kızlar erkeklerin saçına dil uzatmayalım yoksa behlül gibi bi laf koyarlar kalırız öyle aval aval... İDDİA EDİYORUM: erkekler arada delirip, gaza gelip saçlarıyla ilgili radikal kararlar alsalar da bu konuda biz kızlardan farkları yoktur ve saçları konusunda çok da hassastırlar. (bkz: kellik sendromu)
p.s. videonun bir yerinde 3-4 sn lik bi duraklama sorunu var çözemedi, amatör bir çalışma olduğunu belirttiğim için tekrar kusura bakmayın demicem de ne dandik olmuş bu ne ya:/
Etiketler:
aklım yokmuş benim meğersem,
behlül,
bihter,
felsefenin 'fe'sinde,
hafiflik,
saç,
saçı uzun aklı kısa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)