25 Temmuz 2010 Pazar

Paylaşmak İçin Geç Kalınmış Mucizevi Diyet Listesi (A.K. Nutrition System)

Son zamanlarda dadandığım milliyet-cadde'de en çok okuduğum kişi DiskoKingo'nun malümatfuruş yazarlarından, o zaman nasılsın? ın yüzlerinden, ekşi sözlük yazarı Aziz Kedi. Kendisinin YAZA BİKİNİYLE GİRMEK SİZİN DE HAKKINIZ yazısında verdiği mucizevi diyet listesi sabah sabah hem mutluluk katsayımı hem de malum sebeplerle(!) sinir kasayımı arttırdı. Ben paylaşmadan edemeyeceğim yine de..

MUCİZEVİ AZİZ KEDİ DİYETİ (A.K NUTRITION SYSTEM)
Hanımlar, aşağıdaki listeyi günü gününe, saati saatine uygularsanız bir haftada 9-10 kilo vereceksiniz. Üstelik sağlığınızdan olmadan.
Kuşluk Vakti
Üç baş sarmısak. İçi ve kabukları çıkarılmış iki dilim kepekli elma.
Sabah
İki çorba kaşığı çorba. Üç kahve fincanı. Evet, üç boş kahve fincanı. Yarım koçan mısır. İki su bardağı soda. Bir konyak bardağı pirinç pilavı. Yarım tencere su.
Ara öğün
Bu öğünü yarım saat kadar meditasyon yaparak geçiyoruz.
Öğlen
(Öğlen yemeği oldukça önemli. Zaman zaman kaçamak yaparsanız kendinize kızmayın. Aynı hataları sık sık tekrarlamayın yeter) Brokolili tost. Yarım semender. Izgara ya da haşlama olabilir. “Semender nereden bulacam ayol?” demeyin. Her köşe başında yatıyor bir tane. Yakalaması da oldukça eğlecelidir.
İkindi
Bir bardak roka suyu. Biraz şeker pancarı yaprağı. Bu yaprakları bir lama gibi on beş dakika uzun uzun çiğnedikten sonra yutmayı ihmal etmeyin. Bir tepsi kıymalı börek. Şaşırmaca yok. Bazen vücudu afallatmak gerekir. Dört su bardağı su, iki soda bardağı şarap, bir şampanya bardağı şalgam suyu.
Ara Öğün
Bir adet leblebi.
Akşam
Büyük boy bir Diyarbakır karpuzu. İki üç kilo kayısı. Bir kova su.


Sevgili hanımlar! Sağlıklı yaşamdan delirmenizi istiyorum. Böyle sağlıktan floresan gibi ışıl ışl olmanızı, dik yokuşları depar atarak çıkmanızı düşlüyorum. Şimdi erkekler.
Vakit kazanmak amacıyla, yalnızca ne yapmamanız gerektiğini anlatıyorum. Spor salonuna yazılmayı unutun. Eve dambıl mambıl da almayın boşuna. Göbeği eritemeyeceksiniz. Yazın kumsallarda dikkati başka yöne çekmekten başka çareniz yok. Sırtınıza kocaman bir Atilla Atasoy dövmesi yaptırın. Plaja İsmail YK kostümüyle gidin. Slip mayo giyin ama transparan kumaş tercih edin. Üzgünüm. Bunlar gerçekler.

Aziz Kedi'nin diğer yazılarını merak edenler için buradan buyrun..

okanın saçları anne saçları..

okan'ın saçına nolmuş?? cidden nolmuş? kendisinde hafif fransız esintileri hissettim de yok ama ya müthiş! karizmasına gitmemiş bence.. yani o kesim bir makas hatası değil. öyle olsa düzelttirirdi düzelmeyecek bi şekilde değil. o halde niye kendisine böyle birşeyi bilinçli bir şekilde yapmış? ben bunu dert edip niye hemen bloga yazıyorum peki?? en mühim kısmı burası evet..

23 Temmuz 2010 Cuma

bunu koymasaydım olmazdı



coniciiiğmin beni benden alan erkeksi yüz hatları ve julyetin dayanılmaz cazibesi tabiyki oradaki çikiletanın yanında hani bir hiç diyip daha fazla abartmasam da.. bi baş önde ya çikileta bence

şimdi reklamlar..



hepsi dün sabahın 5'inde izlemeye başladığımız film yüzünden oldu. ayyy sahneler hala gitmiyor gözümün önünden çikiletalar uçuşuyor gözümün önünde, erimiş sıcak çikileta girdaplar yapa yapa beynimi uyuşturuyür. Chocolat filminden bahsediyorum tabi.. benim gibi bir çikolata delisinin gecenin o vaktinde izlemesi gereken en son filmdi bu, bi de Johnny Depp filmin ekstrası.. düşündükçe fena oluyorum sabah bi uyandım sanki akşamdan kalma olursun da hani midende garip bir boşluk bi bulantıyla uyanırsın ya. sarhoş açlığı derim ona ben işte öyle bir hisle uyandım. artık midem filmi izlerken ne gibi enzimler ürettiyse.. mide iç çeperimi öğütmüş olabilirim. hal böyle olunca tüm gün internette baktığım çikolata resimlerinden beğendiklerimi paylaşayım dedim. aralarında güzel reklamlar var hoşuma gitti baya=)



'all the nuts in the world in finest chocolate' yazıyor altında







chocolate with whisky



bu baya güzel mesela=)



Bu da çok ilginç bi dükkandan bi fotoğraf dahası vardı ama ben gördükçe fena olduğumdan dayanamadım dahasını yüklemeye zaten buraya attıkça siliyorum hep yoksa kriz geçireceğim evde..



bunun paketleri pek bi güzel içim gitti:)



yaratıcı..



mesaj bana pek hitap etmese de fikir güzel..

22 Temmuz 2010 Perşembe

hayır ben bilmiyorum da aslında 3 aylık ömrüm felen mi kaldı nedir??


benim annemi tanıyanlar bilir kendisi ehvam hastasıdır azıcık. biraz da muhalefettir bi dediğime önce bi karşı çıkmasa o günü boş geçmiş sayabilir falan. onun dışında iyidir ama benden çılgındır mesela insanlar hep şey der yaa kızınız maşallah hanım hanımcık sanki siz onun kızısınız maşallah pek de ağır!!! tabi bu asıl en AĞIR kısım benim için, anneden daha AĞIR olmak.eyvahlar olsun ama işin aslı öle değil tabi. demiyorum ki ben çok çılgın biriyim şöleyim böleyim ama yani şimdi ilk defa gördüğüm kırklı teyzelerin de yanında ne yapmam gerek anlamayamıyorum ki. tabiki gayet masum ve de uslu bir kız gibi gülümseyip efendice konuşuyorum ve de AĞIR diye tabir edilen biri oluyorum. yanınızda küfretsem sanki hoşunuza gitcek ne bilim deli deli şeyler yapsam içsem sıçsam pek bi hoşnut olacaksınız. eteklerinizi mi kaldırıyım bunu mu istiyorsunuz cidden? bundan sonra bana 'ağır' dememeniz için yapabileceğim eylemlerden hiç birine de ayy çok çılgın diye tepki vermezsiniz ki biliyorum..
neyse konu bu değil aslında şöleki bir arkadaşım interrail e gidiyor 4 kişi felen olacaklar. bana diyince ben atladım tabi ben de gelirim ohaa ne güzel olur falan. ama bi yandan da düşünüyorum ki söz konusu ben olunca pimpirikliliği tutan normalde arabayı 180 le kullanıp ben 60 la giderken ayyy karşıdan araba geliyo üstüne mi geliyo ayyy çarpcak diye koltukta kıvranan annem ne diyecek bu işe. kesin diyecek ayy nerde kalacaksınız ayy üşüteceksiniz ayy bilmem ne yok şöle vahh böle. neyse ben hiç uzatmadan söyledim yine de hemen ki gitmemize daha bir ay var nasılsa o sürede ikna ederim bi şekilde diye. annem ne derse desin ben bişeyi aklıma koydum mu yaparım ancak bi süreç lazım tabi kıvama getirmek için. annem direk eee git tamam diyince tabi ben küçük çaplı bir şok geçirdim. gidin gidin ne zaman gidecekseniz ee çok iyi onlar vazgeçerse istersen sen italyaya git bir haftalığına çok istiyordun gitmek göndereyim seni sıkıldın zaten bu sene tatil yap bi güzel DEDİ. ben tabi bunları derken allam nabız nabız sanırım nabzım atmıyo falan diye nefes nefeseyim bir görseniz. yaşadıklarıma hala inanamazken iki gün önce annem arayıp size ne kadar para gerekecek giden arkadaşlarına sor da ayarlamaya başlayayım euro falan alayım o zamana kadar şimdi almaya gidiyorum bi miktar falan DEDİ. sanırım bünyem şok geçirmeye alıştığından artık tepkisiz kaldım. hayır annem çok baskıcı tutucu ne bilim böle her bişeye bok püsür çıkaran biri mi deseniz o kadar da değil ama bildiğin DENGESİZ. örneğin gece taksimden tek başıma dönsem küçük çaplı bir kriz yaşarız işte o saatte istanbulda.. diye başlayan uyuşturucu müptelaları ve bol tinercili muhabbetlere kadar giden, yer yer organ mafyalarının duruma karıştığı, pipisi olan/olmayan sapıkların da duruma müdahele ettiği uzun bir konuşmamız olabilir. bu yüzden beni arkadaşlarım bırakır eve genelde yani ben onları taksiyi gördüğümde kovalayana kadar en azından. ve anneme interraile gidiyom ben yaa dediğimde yukarda saydığım pek sevgili eroinman ağbilerden ve bilumum tehlikeli icraatlardan hiç birinin bahsi geçmedi. o zamandan beridir bende bir paranoya başladı haliyle: allam 3 aylık ömrüm kaldı da ben mi bilmiyorum.. birine bişey mi oldu.. sonunda ailem biricik kızlarından sıkıldı bana sadece gidiş bileti almayı planlıyorlar ve benim gidip dönmememi mi istiyorlar.. o tarihlerde evde olmamamı gerektirecek bir durum mu var.. varsa ne olaki bu hiç aklım ermiyor.. acaba bu annemin yeni bir stratejisi mi.. hani bişeyleri çabuk kabullenip beni ters köşeye getirip yaa gitmiyorum ben yaa ne var niye gönderiyosunuz bu kadar hevesle beni diyip vazgeçmemi sağlamak mı.. cidden türlü türlü şeyler aklıma geliyor tabi bu sonuncusu doğruysa hiç kaçarı yok ben her şekilde giderim söz ağızdan bi kere çıkar çünki.. azıcık kıyameti koparıp kaçarım gerekirse de ayy ne bilim hasta bir ruhum var sanırım:/
bi de alışveriş yapmam gerek. boyum kadar sırt çantalarından alıcam.. atmaya kıyabileceğim kıyafetlerden almam gerek tişört don felen.. mp3 ümü tamir ettirmem gerek .. of çok iş var bildiğin..
p.s. eiffelli foto bence eiffel kulesiyle çekilen en yaratıcı poz bence öle yani..

19 Temmuz 2010 Pazartesi

dayanamayıp paylaşacağım bu videoyu, üzgünüm:/

ya ben bu videonun etkisiden kurtulalı olmuştu baya.. uzun bir rehabilite sürecinden sonra yavaş yavaş da olsa ızdırap verici tesirinden çıktığım dillere plesenk olan sözlerini kafamdan kazımaya çalıştığım şarkısını unutma çabam boşa gitti:/ hepsi enderer yüzünden tüm hafta sonu teybıl diil pensıl diil diye diye ruhumun en derinliklerine kadar işledi şarkıyı. lanet olsun sana enderer.. lanet olsun!! bi de kendi ellerimle izlettim ben sana o videoyu. kendime de lanet olsun!! bakalım bu sefer nasıl unutucam?

12 Temmuz 2010 Pazartesi

yüzlerce BEHLÜL var


yaa aklıma geldikçe bi fena oluyorum aşk-ı memnunun VEDA sı.. behlül ün sakalları, firdevs hanım ın çarpık yüzünden falan bahsetmiyorum. onlar da yeterince korkunçtu da.. kına gecesinde tüm herkesin behlül maskesi takıp dans ettiği klip tadındaki sahnede aklım çıktı. korku filmlerinde olur ya hani hayalet,yaratık vs. den birden her yanınızda onlarca belirir. aynısının tıpkısı... bi de delik gözlü, sapıkça sırıtan bi sürü behlül.. yareppim sen aklımı koru freddy bile daha sevimli bir gülüşe sahip O_o müzik de slumdog millionaire'denmiş bu arada paylaşayım dedim. yine de bu sene tek izlediğim diziydi ve de bitti..

konudan konuya atlayacak olursak... sizce de hint klipleri çok güzel değil mi? eğlenceli bence baya mesela kadınların gerdan kırıp kalça sallayarak her duyguyu vermesi ilginç baya. abartılı ama izlemesi zevkli bence.. o zaman sizleri orijinal 'ring ring ringa' klibiyle başbaşa bırakıyorum. bi de söylemeden geçemeyeceğim nedense nakarat kısmını her duyduğumda emrahın rinnarin narin yarim dediği kısım geliyor aklıma..kınamayınız lütfen:/

şu hayatta vazgeçemeyeceğim hiçbir şey yok


işte dün bahsetmiştim ya ben maymun iştahlı bi insanım diye.. bu yüzden de hayatta hiç bişey de dikiş tutturamamış hissediyorum. her şey yarım kalıyo ya hiç bi şeyde ben işte şöleyim böle ustayım böle iyiyim diye bi iddaada bulunamam. ha bulunmak istediğimden değil de hani ne bilim bi konuda da insanın kendine güveninin olması hoş olurdu en azından.. malesef doyumsuz olunca insan ona buna saldırınca bi ara verip durup baktığında farkediyosun ki bi cacık kalmamış elinde. tam değişmeye karar veriyorum bi daha böyle yapmayacağım daha sıkı sarılacağım yaptığım işe ama yok işte can çıkmadan huy çıkmaz derler ya o hesap. bugün karar verip gaza gelirim öbür gün amaan der geçerim. hal böle olunca kendimi iyice bi serseri gibi görüyorum. iki gün önce 'hayatını değiştireceksin' mottosunu benimseyip ertesi gün amaan yemişim mottosunu değişse nolcak kıçımın kenarı çok da lüzumlu diyip dönüyorum koca popomu her şeye. başka gün başka bişeye heves ediyorum. ondan sıkılıyorum iki gün boş boş oturup uğraşacak başka şey buluyorum. vaktim o kadar değersiz ki... gün geçtikçe bu durum beni daha çok sıkıntıya sokacak pişmalıklar yaratacak biliyorum ama hiç bir şeyde gösteremediğim istikrarı değişime karşı direncimde hayli ortaya koyuyorum. genç yaşta yordun beni hayat!!

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Alarmı Susmak Bilmeyen Arabanın Çok Sevgili Sahibi,


O alarmı 'doğan' marka otonuz yerine şu anda beyninizin bulunması gereken yere taktırsaydınız en azından arabanızdan daha etkin bir şekilde kullabileceğiz aklınızı ne zaman kaybettiğinizin bilincinde olurdunuz.
Ancak şu vakitten sonra en iyisi siz onu kıçınıza takın ki en azından yarın öbür gün ben sileceklerinizi koparıp götünüze sokarken haberiniz olur.
Esenlikler diler,
Saygılarımı sunarım...

Başladığım Her Şeyi Yarıda Bıraktım

Şu ana kadar hayatta tek istikrar gösterdiğim şey bir şeyleri yarım bırakmak oldu. Başladığım hiç bir şeyi tamamlamadım, hevesimi alınca bıraktım. Bu açıdan biraz maymun iştahlıyım diyebilirim. Gitar kursumu, italyanca kursumu, diyetisyenimi, psikoloğumu, spor salonunu, kısacası hobi olsun olmasın eğlencesine başladığım ya da gitmem gereken doktor vs. her şeyi yarıda bıraktım. Aynı şekilde blog yazmayı da bıraktım tabi biliordum böyle olacağını ama.. İki senedir kitap okumayı da bırakmıştım ki en zevk aldığım şeylerden biridir kitap okumak. En sevindircisi bir aydır kitap okumaya başladım tekrar. Bloga da tekrar başlamak istiyorum ve bu yazıyı yazdıktan sonra gerisi gelir diye umuyorum. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki ama ben dünya üstündeki en tembel insanım. Bazen evde yatmaktan sırtım ağrıyor:/ İlk yazıma bi kaç akşam önce mahallemizdeki bir amcaya yazdığım pek de hoş olmayan mektubumla başlayacağım.