Bir gün istanbulun sokaklarında ne idüğü belirsiz görünümlü heriflerin arkasından deli gibi koşan, saçları diken diken, ifadesi avına odaklanmış aslan vahşiliğinde bir kız görürseniz yadırgamayın. o direk benim! istanbulun tüm sapıklarını koşturmak ve gereken dersi vermek gibi bir misyon edindim. nerde bi sapık nerde bi deli hep karşıma çıkıyor şu şehirde.. öyle anılar biriktirdim ki bunlarla ilgili ama birçoğunu oldukça komik bulup gülmekten anlatamıyorum. şimdi sizlere hayati bi tavsiye: bir gün taciz edilirseniz(ki bu genelde sakince yürüyen kurbanın kalçasına dokunulmasıyla gerçekleşen bir olay) tepkisiz kalmayın, adamın peşinden koşturun. kesinlikle kaçacaktır. denedim, gördüm. hepsi de korktu, kaçtı.neden kaçıyorsun yahu?? hayır bir tanesi kaçmayıp da 'eee ne yapacaksın' gibisinden bi tepki verse üşengeçliğimden 3 senedir bir biber gazı bile alamayan ben, elimdeki daimi tek silahım olan evimi içine sıkıştırmaya çalıştığım çantamla kendimi savunmaya çalışmaktan başka hiç birşey yapamam. eğer silahım avımın stratejik noktalarına denk gelirse bana kaçacak ortam yaratabilir.. neyse ben kendimi nasıl savunacağımı düşünmem zaten o anda.. sadece sinirden gözü dönmüş bi halde koştururum ardından. onlarda muhtemelen olayın şaşkınlığı ya da böylece kendine güvenerek koşturan kişinin elinde çakı, kelebek vs. gibi kesici bir alet olduğu düşüncesiyle kaçışır. böle iki anım var ki annemin duyması ona küçük çaplı bir enfarktüse mal olabilir ama endişelenecek bir durum da yok aslında.
bir gün evime doğru efendi efendi yürüyorum, elimde birkaç alışveriş poşedi yine deliliğim tutmuş alışveriş terapisi yaparak sakinleşme çabasındayım. hayatımın ilk babet deneyimi de günü özel kılan başka bir ayrıntı.üstümde ilk görüşte aşk yaşadığım, gereksiz pahalı bulup almaktan vazgeçtiğim, tekrar bakmak için döndüğümde yığınlarca kadının başına üşüştüğünü görmemle gözüm dönüp elime aldığım ilk şeyi deneyip kasaya koştuğum, eve gittiğimde bir beden büyük aldığımı farkedip doğrusunu almayı nihayetinde becerebildiğim elbisem ve ayağımda altına tek yakıştırabildiğim, bir gün boyunca uğruna mağaza mağaza dolaştığım ve zorlukla beğenebildiğim, hayatımın ilk ve tek babetleri (üstelik de pembe) tıngır mıngır gidiyoruz. yol kalabalık, yürürken kalçamda saniyelik bir dokunuş hissediyorum ve o el yine saniyenin binde biri gibi bir anda benden uzaklaşıyor, elin sahibi sonrasında ezmek istediğim kafasını bana doğru 45 derecelik bir açıyla döndürüp suratına gurur dolu bir ifadeyle çarpık bir sırıtış ekliyor.zafer nidasıyla dolup taşan surat benim öylesine sinirimi bozuyor ki ilk tepkim elimdeki alışveriş poşetlerini adamın sırtına geçirmek. tam bu anda adamın zafer ifadesi kayboluyor; yerini dehşet, şaşkınlık ve hasiktir nidaları kaplıyor o dışkılanasıcıya suratı. kendini avcı zanneden ama av olduğunu kısa sürede kavrayan aptal yaratık başlıyor kaçmaya. avcı ise daimi silahını kolundan çıkarıp kuşanıyor ve başlıyor takibe. hikayemi yeni bir istatistik bilgisiyle böleceğim: kovaladığınız bu şahısları yakalama oranınız sıfır. kovalayın diyorum ama ben daha hiç birini de yakalabilmiş değilim bu gerçeği de sizden saklamıyorum. gerçi yakalayamamış olmaktan da memnunum ki yakalasam yapabileceğim çok da bişey yok. o yüzden kovalayın siz yine. elbise ve babetlerim bana engel oluyor. 10 dakikalık koşuşturmanın ardından yeni bir yokuştan daha o şekilde inemeyeceğimi farkediyor ve duruyorum. üstümdekileri umursadığımdan değil sadece yokuş aşağıya koşmak ancak bir babet acemisinin kalkışacağı bir iş. daha ilk yokuşu yuvarlanarak o adamdan da önce inebilme ihtimalimin gerçekleşmemesi tamamiyle 'ballı' tabirini gerçekliyor. spor ayakkabı ve eşofman eşliğinde canavarca koşsan yakalarmıydın derseniz yine de emin değilim bundan. adam depar attı gitti üstelik çapraz sokaklara dalarak kendince taktikler uyguladı. bense aman yaa düşcem şimdi diyerek bakakaldım sonra durumumun farkına vardım. durumumun saçmalığının farkına vardım daha doğrusu. aman ya n'apıyorum ben diyip kahkahalar attım yoldan geçen tek kişiyi de ürkütüp eve gittim.
yarın: Bunu Sakın Evde Denemeyin 2: Gomorra, Delirmenin Eşiğinde Adeta Bir Don Vito
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder